Ferdi Demir - ELENA (KPiBT #1 - Yorum)



Merhabalar!


Öncelikle Kırmızı Pelerinliler başlığı altındaki ilk tur kitabımız olduğu için büyük bir heyecan ve sabırsızlıkla okumaya başlamıştım Elena'yı. Kitaba karşı herhangi bir ön yargım, kitap hakkında herhangi bir bilgim ve konusuna dair pek de fikrim yoktu anlaşıldığı üzere. Yazarın kalemiyle de ilk defa bu kitap nedeniyle tanıştım.

İlk bölümlerin beni sıktığını söylemekten kaçınmayacağım. Yazarın diline alışma sürecinde gözüme "fazla" gelen kısımlar oldu. Ancak kalemi benimsedikten sonra bu hissiyatı üzerimden attım ve okumaya keyif alarak devam ettim.

 

Oldukça duyarlı, edebiyata meraklı, başarılı ve zeki olan bir ana karakter Furkan. Özel bir üniversitenin Hukuk bölümünde tam burslu olarak eğitim alıyor ve teyzesiyle birlikte yaşıyor. Harçlıklarını çıkarmak için tatillerde çeşitli işlere giriyor. Sorumluluk sahibi, efendi ve tam olarak içimizden biri o. Öyle güzel şiirler yazıyor ki defalarca okuyasınız geliyor. Fakat Furkan'ın hayalimde canlanmış bir versiyonu yok ve kitap boyunca bunun eksikliğini hissettim. Olaylar kafamda canlanıyordu ancak 'Furkan' karakteri zihnimde hiç oluşmadı. Çünkü kitap boyunca fiziki olarak hiç anlatılmıyor. Saçları nasıl? Gözleri ne renk? Uzun boylu mu? Cılız mı yoksa heybetli mi? Furkan dış görünüş olarak nasıl biri?

Kitabı çok fazla anlatmak istemiyorum. Kısaca özet geçmek de yeterli olacaktır sanırım.

Derse yetişmeye çalıştığı günlerden birinde, bir arabanın üzerine su sıçratmasıyla olaylar başlıyor. Öfkelendiği şoför dünyalar güzeli bir kız çıkınca Furkan şaşıp kalıyor ve o gün gönlünü kızıl güzele kaptırıyor...
Başlarına birçok olay geliyor. Kızımız  Elena... Daha doğrusu bu Furkan için öyle, gerçek adını kitabı okuyunca öğrenebilirsiniz. Elena'nın farkında olmadığı çok şey yaşıyorlar Furkan'la. Kaderin bir cilvesi olsa gerek çok tesadüfi karşılaşmaları oluyor ve bunların her biri, Elena farkında dahi olmasa Furkan'ı derinden etkiliyor.
Elena zor bir karakter. Aşkı bekliyor. Sıradan, her gün peşinden koşan erkekleri hayatına bir kez bile dahil etmiyor ve kendisini kitaplardaki gibi sevecek adamı bekliyor. Furkan ise onu sevdasına inandırmak için haftalarca, aylarca düşünüyor, çabalıyor. Bu süreç içerisinde hem eğlenceli, hem şaşırtıcı, hem de hüzünlü birçok şey yaşanıyor.

Ve teyzesinin çok büyük bir yardımıyla, çok güzel bir yol buluyor.

Genel olarak bakıldığında hüzünlü bir hikâye olduğunu söyleyebilirim. Hemen hemen her bölümde hüzün kokan betimlemeler vardı. Elimde kalemle okudum kitabı. Mutlaka altını çizdiğim yerler oldu çünkü. Öyle yerler vardı ki "Bunun da altı çizilmeli!" dedim ve o satırlar beni çok etkiledi. Post-it'ler yapıştırdığım bir sürü sahne de oldu. Yukarıda da bahsettiğim gibi şiirler kesinlikle çok güzeldi.

Bu keyifli ve etkileyici unsurların yanı sıra eksik olan yerler de şahsımca vardı. Bunlardan biri çok sıkça 'zira' kelimesinin kullanılması oldu. Yazarın kalemine işlemiş bir kelime diye düşünüyorum fakat bu kadar çok kullanılmamasını isterdim. Saat kavramı da çok sık kullanılmıştı. 07.00 - 09.30 gibi. Direk saat kullanımı yerine daha farklı anlatılabilirdi diye düşünüyorum.

Göze batan birkaç şeyi saymazsak, keyifle okuyabileceğiniz bir kitap olabilir. Altını çizmek isteyeceğiniz fazlaca sahne olacaktır. Mükemmeldi diyemem ancak benim hoşuma gitti. Not aldığım satırlar, çoğu kişinin söyleyemediklerini haykırıyor diyebilirim.

Sevgili Ferdi Demir'e yazı hayatında başarılarının devamını diliyor ve emeklerine sağlık diyorum. Eğer bir şiir kitabı çıkarsa hemen alacağıma garanti verebilirim. :)
Fenomen Yayınları'na da teşekkürlerimi sunuyorum.

Bir sonraki turda ve yorumlarda görüşmek dileğiyle!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder