KAN KIRMIZI - Aslı Karabulut (Kitap Yorumu - KPiBT #3)

"Ve tutkunun ateşi, aşka pervane oldu..."

Üçüncü blog turumuzun yorumundan hepinize merhabalar! Keyifleriniz nasıl? Açıkçası ben kitabımı bitirmenin verdiği o mutlulukla gülümseyip oturuyorum. :)

Yorumu okumadan önce, eğer kitabımız hakkında bir bilginiz yoksa arka kapak yazısı ve ön okuma için bu bağlantıya tıklayabilirsiniz. *-*




Öncelikle iç tasarımdan başlamak istiyorum, açıkçası Ephesus Yayınları özellikle son dönemde bu konuda çok başarılı.  Resimlerde de gördüğünüz üzere bölüm başları ve final kapağı çok naif ve güzel. Çalışan herkesin emeklerine sağlık! Kapakta kullanılan font da benim çok hoşuma gitti fakat kapağın genel olarak biraz 'dark' bir görüntüsü var. Olumsuz bir hava katmıyor ve cildin mat dokusundan kaynaklı büyük ihtimal. Ya ama şu resimlere bakar mısınız! Eriyip bittiğim detaylar gerçekten.

 
Kan Kırmızı... Tutku ve şehvetin, aşkla yoğrulduğu ışıl ışıl bir roman. İçerik itibariyle dört karakter konu alınsa da asıl çiftimiz Balım ve Emir. Başlarına dert olacak bir gizlilikleri ve geçmişteki pürüzleri -bence biraz da kendileri yüzünden- ayaklarına bağ etmeleri gibi ufak(!) enkazlara sebep olacak hataları var. Spoiler vermek gibi bir isteğim yok fakat emin olun kitabı okurken ne söylemeye çalıştığımı anlayacaksınız! Emir ile Erdem çok yakın arkadaş... Balım, Erdem'ın kız kardeşi... Yüzünüzdeki ifadeyi görebilseydim "Anladığınızı görebiliyorum!" derdim sanırım? ;) Bunun sonucu olarak da aşmaları gereken bir sürü engel, kaldırmaları gereken daha fazla yük sırtlarına yüklendi. İkisinin ilişkisi için bir orta yol yok gibiydi ve maalesef pek de şanslı olamadılar.

Uuu, Balım ve Emir ♥

Emir Soylu, beni yer yer çıldırtan bir karakterdi. Balım'ın en yakın arkadaşını ve abisini bile aşırı kıskanarak "Eh bu oldu mu ama adamım?" dedirtti bana. Bu kısımların bazılarında göz devirdim, bazılarında kahkaha attım. Karizmatikliğinin, yakışıklılığının ve kendisini farkında olmasının verdiği bir özgüven var Emir'de. Eh, haliyle kadınların dikkatini de çok fazla çekiyor. Biraz da çapkın karakterimiz. :) Piyano çalışıyla da beni kendine ayrı bir hayran bıraktı... ;) Ayrıca açıkça söylemek gerekirse, Emir Soylu gibi kendine güvenen bir adamı, Balım Türker gibi bir dişi tedirgin ve mahcup hale getirebilirdi!

Balım Türker ise evin tek kızı, abisinin ve ailesinin küçük, biricik ve belki biraz da şımarık kızı. Şımarıktan kastım kötü bir anlam içermiyor kesinlikle, gayet dozunda bir şımarıklık ve muziplik bu. Kızımızın özgüveni de beni gayet hayran bıraktı. Mini etekleri ve dekolteli kıyafetleriyle Emir'i deli eden, çıldırtan peri kızı... Güçlü bir karakter de ayrıca. En azından son kısımlarda bunu çok daha iyi anlıyorsunuz.

Peri kızımız Balım ♥





Atlamamam gereken bir kısım da var. Emir at binmeyi seven ve atlarla arası iyi olan bir adam. Hafta sonu kaçamağı yapıp dört arkadaş at çiftliğine gidiyorlar. Balım'ın yıllar önce attan düşüp ailesini korkuttuğunu ve Balım'ın inatçı kişiliğini ele alırsak, benim çok heyecanlandığım, arada kıkırdadığım sahneler oldu. Ayrıntı vermiyorum ama... Dördü için de çok kârlı bir kaçamak olduğunu savunuyorum. :D




İkinci çift ise Erdem ve sarışın güzel Lizzie... Nam-ı diğer Balım'ın abisi ve en yakın arkadaşı. İkisi için pek fazla sorun teşkil edecek bir olay yaşanmıyor aslında, diğer ikisine nazaran anlayışla karşılanan taraf Erdem ve Lizzie. Yani... Abisini dişi sinekten bile kıskanan Balım faktörünü saymazsak... Sorun yok diyebiliriz sanırım, ha? İlişkilerini daha ilk zamanlardan ailelerine çıtlatarak benden de onay almışlardı. Bu ikiliyi daha çoka sevdim ben.

Lizzie ve Erdem ♥

Tutkulu bir aşk romanı olduğunu söylemiştim. Birliktelik sahnelerinde çoğunlukla şehvi duygular, aşkı arka planda bıraktı. Bu sizi rahatsız etmeyecekse eğer keyifle okuyabilirsiniz. *-* Benim bazı kısımlara sadece göz gezdirdiğim de olmuştu ama. Yine de... Sahnelerin hakkı verilmişti bence. :D

Kitabın ilk başları bana çok hızlı geldi. Her sayfasında başka bir olay oluyordu ve duygudan çok olay ağırlıklıydı. Belirli bir süre sonra dile iyice adapte oldum ama ilk kısımlar benim için sıkıntılıydı. Kitabın son 150-200 sayfası ise... İşte en sevdiğim kısımlar o bölümlerdi! Duyguyu hissettirişi genele bakarsak çok daha yoğundu ve gözlerimin dolduğu, içimin acıdığı sahneler oldu. Bazı karakterlere oldukça öfkelendiğim ve isyan ettiğim kısımlardı bunlar.

Kitaptaki aile bağları beni de çok etkiledi. Hele de Erdem ve Balım arasındaki abi-kardeş bağını kıskandığımı söyleyebilirim. Tabii ben olsam, ne olursa olsun hiçbir şeyi abimden saklamazdım. -,- Turgut Bey ve Melek Hanım gibi anne babaya sahip olmaları, ailedeki keyifli ve anlayışlı sohbetlere sebep oluyor. Bence hepsini çok seveceksiniz!

Balım ve Lizzie arasında arkadaşlık da takdir edilesi cinstendi. Lizzie, Balım'a her konuda destek oldu, her olayda yanındaydı ve elini hiç bırakmadı. Aynı yaşta olmalarına rağmen Lizzie karakteriyle ve olgunluğuyla daha bir korumacı roldeydi hep. Bu yüzden de haliyle bazı sahnelerde Balım'ın düşüncelerine kızdım. Ama tatlı Balım kendisini yine de çok sevdirdi. :)                                                       

Balım ve Lizzie ♥

Los Angeles'ın sokaklarından, İstanbul'un her bir ucunda anılar bırakan karakterlerdi. Hepsinin yaşadığı iç hesaplaşmaları vardı. Her bir karaktere kızdığım en az birer konu oldu fakat Lizzie, benim için bu konuda en masumlarıydı. İki yakın arkadaş Erdem ve Emir ile iki can dostu Lizzie ve Balım'ın hikayesi sizlere de zevk verecektir.


Yazarımızın güzel ve kendini zevkle okutan bir kalemi var. Yer yer sırıtarak, yer yer gülerek, yer yer hayran kalarak ve hüzünlenip üzülerek okuyacağınız bir roman. Kitapçıya gittiğinizde veya sipariş verirken gönül rahatlığıyla sepetinize ekleyin diyorum ben. Aslı Karabulut'un ileride çıkacak kitaplarını da merakla bekliyor ve yazı hayatında başarılar diliyorum. Bu eseri ortaya çıkarırken verdiği emeklerine sağlık!




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder