DELİBAL


Merhaba, merhaba, merhaba! İlk film yorumumu girmekten onur duyarım, efenim. *-* Pinokyo'nun Rüyası yorumumda da dediğim üzere çok hastalıklı bir hafta geçiriyorum fakat bu filme gitmeme 39 derece ateş bile engel olamadı. Gözlerimden ateş, ağzımdan sıcak buharlar fışkırırken izlemeye başladım. Tabii akıttığım gözyaşları o ateşleri söndürdü. Eh, bir şişe soğuk su da havanın yağmurlu/karlı soğuğuna rağmen beni anca kendime getirebildi.




Vizyona gireli yaklaşık 3 hafta oluyor, ben de geçtiğimiz Pazar günü sinemaya gidebildim. Fakat salon yine de ağzına kadar doluydu. Fragmanlarla bile insanları öyle coşturmuşlardı ki bu ilgi beni şaşırtmadı. Beklentim de tavandı haliyle. Öncelik olarak şunu belirtmek isterim ki, uzun zaman sonra ilk kez hıçkıra hıçkıra ağladığım film olarak bende etkisi büyük oldu!

Özgün veya şaşırtıcı bir film diyemiyorum. Zaten daha başta sonunu anlıyorsunuz ve açıkçası o sonun neden öyle olduğu da şaşırtıcı değil. Günümüzde romantik film kategorisinde bunun mümkün olduğunu da düşünmüyorum zaten, hemen hemen her konuda çok fazla film çekildi çünkü. Ama sahneler çok içten, çok etkileyici ve ÇOK güzeldi!



Barış'ın o serseri tavırları ve Füsun'un hayatını eğitime adaması gereken öğrenci halleriyle tanımaya başlıyoruz onları. İkisinin de oyunculukları gerçekten çok iyiydi. Oyuncuların kendileri de çok iyiydi. Barış (Çağatay Ulusoy) bateri ve gitar çalışıyla zaten ilgiyi üzerine yeterince çekiyor. Bar sahnelerinde onu izlerken nefesimi kestiği ve hayran bıraktığı bilinmeli! *-* Füsun (Leyla Tuğutlu) da güzelliğiyle... Çok güzel ağladılar ama ya. Gerçekten. O kadar güzel ağladılar ki aklıma geldikçe bile gözlerim doluyor. Filmde mükemmel şarkı söylediklerinden bahsetmiş miydim? Peki ya durumumun vahim olduğundan, bir fangirl'e dönüştüğümden? -,-

Sezen Aksu'nun yazıp Çağatay'ın söylediği Mutlu Sonsuz, Leyla'nın söylediği Lovefood şarkıları için bu bağlantılara tıklayabilirsiniz. Özellikle Mutlu Sonsuz'da benim gözyaşı musluğum açılmıştı. Filmin kurgusuyla uyumu bir yana, sözleri cidden aşırı güzel.



Filmdeki olaylara hiçbir şekilde değinmeyeceğim. Ama izleyin. DVD'si çıktığı gibi alacağım ben şahsen. Siz de izleyin. :D
Sinema salonunda bir adam vardı. Film bittiğinde öylece yerinde oturdu ve ben merdivenleri inmeye başlayınca dahi o gözlerini bir köşeye dikmiş hâlâ orada oturuyordu. Herkes burnunu çekiyor, arada bir hıçkırık sesleri geliyor, önümdeki adam eşini sakinleştirmeye çalışıyor... Ben kendime geldiğimde ortam böyleydi. Öncesini bilemiyorum çünkü ben sadece kendimi farkındaydım. Filmin bir yerinde bacaklarımı kendime çekip ağladığımı bile hatırlyorum. Cidden. Ha bir de en son çalan bir şarkı vardı ki hatları hepten kopardı: ''Sezen Aksu - Ben Öyle Birini Sevdim Ki''

Ağlamak istiyorsanız eğer tavsiyemdir, buyurun izleyin. ♥

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder