J.M. Darhower - RUHUMDAKİ CANAVAR

Merhabalar! Ruhumdaki Canavar bitti ve ben resmen boşlukta kaldım. Serinin sonlanmasının ve vedamızın verdiği hüzün mü, yoksa çıtayı yükselten Vitale mi bu boşluğun sebebi, emin olamıyorum. Fakat etkisinden kısa sürede çıkamayacağım bir gerçek. Gözlerindeki Canavar yorumumu da merak edenleriniz varsa eğer bu bağlantıya tıklayabilirsiniz. ♥



İlk kitap Karissa'nın ağzındandı. Ignazio Vitale'yi onun çözebildiği kadarıyla tanıyorduk yani. Fakat bu sefer... Vitale kendini bize öyle bir ifade etti ki! Bir kez daha hayran kaldım. Adam cidden bir efsane. Düşünceleri o kadar güzel ve anlamlı ki altlarını çizmek veya post-it yapıştırmak zorunda hissettim. Çok derin düşünüyor bence. Sıradan kötü adamlardan biri değil, duyguları var ve oldukça centilmen. Gözleri doluyor, kahkaha atıyor, gülüyor, üzülüyor ve pişman olabiliyor. Onun da korktuğu şeyler var ve bunları zamanla öğrenirken ben çok heyecanlandım.


İlk kitabın sonunu biliyorsunuzdur, pek de iç açıcı değildi. Hatta iç açıcılıkla alakası yoktu. Ruhumdaki Canavar'ın ilk kısmında aralarındaki o buzları eritmek uğruna savaşan bir Naz görüyorsunuz. Aralarındaki şey her zaman harika değil elbette. Bir adım ileri, üç adım geri. Ancak adam seviyor, yahu! Seviyor ve asla bırakmıyor. Yani... Bırakmayacak da, değil mi? ;) 

Karissa ise belki herkesin masum olduğunu düşünerek sevdiği bir karakter ancak ben kendisine uzun bir süre boyunca sinir oldum. Taraflı düşündüğüm için de olabilir bu tabii. *-* İşin esprisi bir yana, Karissa da kolay şeyler yaşamadı açıkçası. Başına gelen şeyleri herkes kaldıramazdı. Ve herkes her şeye rağmen sevdiği adam için çırpınmazdı. Savaşçı ve inatçı kişiliği, Vitale'yi kendisine daha da tutkuyla bağlıyor olmalı. Hatta olmalı değil, kesin. Vitale bana öyle söyledi!

Kötü adamımızın hayran olduğu güzelliğini unutmamak gerek. ♥
İki kitabı karşılaştırığımızda hangisini daha çok sevdim... Buna net bir cevap veremiyorum. İlk kitapta Ignazio Vitale bizim için tam bir gizemken onu çözmeye çalıştık. İkinci kitapta ise Ignazio'nun her anına şahit olarak onu birebir tanıdık. İkisini de ayrı ayrı aşırı beğendim fakat ilk kitap girişti, ikincisi ise her şeyin çözüme ulaştığı sonuç. İlle de bir seçim yapmam gerekirse Ruhumdaki Canavar derim.

Vitale'nin ailesini, çevresini ve yaptığı işi tam olarak öğrenmek ona üzülmeme sebep oldu. Ignazio öğrenirse beni öldürür ama ''Kıyamam sana ya,'' dediğim yerler biraz fazlaydı. Şşt, bunları sakın duymasın! 
Güvediği sayılı insanlardan da bir darbe alıyor Vitale ve bu, onu daha da karanlığa sürüklüyor. Öfkeli, sinirli ve hatta kırgın Naz'i görmek beni paramparça etti. Onun karanlığının sebepleri bir bir önünüze serilirken siz de tepkisiz kalamayacaksınız bence.


Kitabın her 5 sayfasında bir ''Vitale sen hep 'aşkım' de,'' diye bağrıma bastığım da bir diğer gerçek. 'Bebeğim,' de desin. Bir şey demese de olur aslında, orada olsun yeter. *-* 

Olaylara değinmeyip spoiler vermeden neler yazabilirim bilmiyorum. Kurgu müthişti. İlk yorumumda da bahsettiğim gibi ağır sahneleri vardı fakat elle tutulur bir kurgu, olay örgüsü ve sağlam karakterleri olduğu için asla boş erotika kefesine konmamalı. Karakterler sağlamdı evet, yeri geldiğinde duygusal da oldular, hissizleşip buz gibi hissettirdiler de. Güldüler, ağladılar; çok âşık ve çok öfkeli arasında mekik dokuyup birbirlerini sürekli kırdılar. Affettirme, affetme ve geri kazanma aşamaları da bir o kadar etkileyici oldu. Çok lezzetli bir seriydi. Tadı damağımda kaldı diyebilirim. Kolay kolay rastlanılabilecek bir karakter değil Vitale ve ismi silinmeyecek bir şekilde aklıma kazındı.

Eğer okumadıysanız hiç tereddüt etmeden alıp başlayın. Ciddiyim. Çünkü o Ignazio Vitale ve sizi tehdit ederken bile aşırı etkileyici!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder