GİTME - Selvi Atıcı (BuddyReads #1)



Merhabalar! İlk #BuddyReads etkinliğimin yorumu ile buradayım. :D Siftahı çok güzel bir kitapla yaptım, umarım böyle devam eder. *-* 

Gitme... Tunç Mirza Yiğit'in namını duymayan kalmış mıdır bilmiyorum. Ama ben şimdiye kadar Mirza'yı merak etmekten çatlayacaktım. Benim Selvi ablayla tanışmam ne yazık ki çok uzun yıllara tekabül etmiyor. Kendisini Kimliksiz basıldığından beri takip ediyor ve kitaplarını okuyorum. Avunma yöntemim ise ''Geç olsun, güç olmasın,'' *-* 



Kimliksiz, Sen ve Pinokyo'nun Rüyası'nı okumuştum. Kitaplarını okuyup da Selvi Atıcı kalemine hayran olmamak elde değil açıkçası. Bu yüzden de GİTME'den zaten çok büyük bir beklentim vardı. Çisem ve Burcu ablalarımın da dillerinden düşmeyen bu kitabı ilk fırsatta aldım. 

Ya GERÇEKTEN çok iyiydi.


Ayıltıp bayıltan, okuru kendine âşık eden, dillerden düşmeyen karakter Tunç Mirza, Deryal Yiğit'in, nam-ı diğer Kimliksiz'in oğlu. Takıntıları, gülümsemesi ve neşesiyle benim en sevdiğim Selvi Atıcı karakteri olan Deryal'in, buzdan daha soğuk olan oğlu... Kitabı anlattığım kişilerden "Ya bu adamın neresini sevdiniz?" tepkisini aldım. Ama olay bu soruyu sormak kadar basit değil. Adam başlı başına oturtulup analiz edilmesi gereken bir kişilik. Tunç, öfkeli, çapkın, hiddetli, nefret dolu ve tam anlamıyla bir öküz'ken, Mirza tam da kollarınla sarıp içine sokulası, şefkatli, ince düşünceli bir âşık. İkisi de birbirinden o kadar farklı ve aynı kişi olmaları olanaksız ki, okurken bir irkiliyorsunuz. 'Bu adam neydi, ne oldu?' sorusu hep dürtüklüyor. Kendisine delicesine kızdım. Cidden. Yaptığı hareketlerin aklanacak hiçbir tarafı, haklı hiçbir yönü yoktu. İnsanı cinnet geçirtecek seviyeye kadar getiriyor. Ancak... Adam çok da güzel seviyor bir kere! İçindeki o ince ruhlu çocuk, cümleleriyle ta kalbinizden vuruyor. Tüm kızgınlığınızı, öfkenizi ve nefretinizi öyle güzel yok ediyor ki, bir bakmışsınız "Yaa, Mirzaaa," diye sırıtıyorsunuz. Ay, bir saniye! Tunç Mirza'nın ne kadar tutkulu bir adam olduğundan bahsetmeyi nasıl unuturum? -,- Adam hem yanıyor, hem de yakıyor. Cazibesini ve varlığını fark etmemek resmen imkansız. Hayat'a bu konuda gerçekten üzülmüştüm. Öyle bir adamlar, aylarca aynı evde... Neyse.


Hayat. Tunç'un hiddet ve nefretinin doğrultulduğu kalbi güzel, masum kızımız... Açıkçası Hayat beni şaşırttı. Bu kadar masum ve çocuksu sevilebilir mi cidden? O kadar artniyetsiz, saf ve iyi ki! Saf dediysem de, duyguları haricinde gayet akıllı, mantıklı ve zeki. Hayat'ı ilk başlarda okurken elimde olmadan sürekli gülümsedim. Tabii... O narin, kırılgan ve çocuksu kızın zamanla ne kadar güçlü ve sert birisine dönüştüğünü okumak benim canımı acıttı. Sabır taşının bile çatlayacağı olaylara karşı öyle sağlam ayakta kaldı ki! Hayat'ın istediğinde çok acımasız olabildiğini biliyor muydunuz? Peki ya çektiği acıları tüm kırılganlığına rağmen göğüsleyip beni kendisine hayran bıraktığını?



Okurken dengem ciddi anlamda şaştı. Hüzünlü bir sahne, bakıyorum gözlerim dolu dolu ama okuduğum bir replikle gülmeye başlıyorum. Veya gayet normal bir sahne okuyorum, karakterlerden birinin ani tepkisiyle irkilip gözlerim doluyor. Aşkla nefret arasındaki o ince çizgi denmiş ya hani en başta? Heh! İşte tam olarak o. Sayfalar boyunca kıvranıyor, kahkaha atıyor, acı çekiyor, arada umutlanıp o umutların boşa olduğunu anlayınca öfkeleniyorsunuz. 

Hayat'ın ailesi, aralarında geçen konuşmalar, olaylar ve tavırlar zaten başlı başına insanı duygudan duyguya sürüklüyor ve canını acıtıyor. Sanırım en çok hüzünlendiğim kısımlardan bazıları da Hayat'ın babasına ait olanlar. Kendisine ne kadar çok kızarsam kızayım o son bölüm -Mirza'nın da inanılmaz katkılarıyla- beni dağıttı.

Kitaptaki sahneler hakkında bir şey söylemeye kalkarsam mutlaka spoiler vereceğim, bu yüzden ayrıntıya giremiyorum. Ama o kadar derin ve lezzetli bir hayata ortak oldum ki! Günlerce hem okulda hem evde "Ah, Mirza!" diye dolaşmışım, kitap bittikten sonra benim çenemden kurtulan arkadaşlarım söylüyor bunu... *-* 


Selvi ablanın gerçekten de hissettiren, insanın iliklerine kadar işleyen ve sağa sola savuran bir kalemi var. Basılı kitaplarının hepsini okudum ve şu an sıradakiler için sabırsızlanıyorum. Yazarımızın emeklerine, o güzel kalemine sağlık!


Ayrıca BuddyReads etkinliği boyunca sürekli Karamela Sepeti'nden Çisem ablayla Tunç'a saydırıp durduk. Tüm o öfke kusma seansları da "Ya tatlış ama!"yla bitti. Ekonomist Aşık Çağla abla da sohbetimize geç gelen ama bizden aşağı kalmayan taraftı. Biz çok ama çok eğlendik! Eğlenmek... Tamam, çok duygu karmaşasındaydık, kabul. *-*


GİTME'yi okuyun ya! Şiddetli tavsiyemdir cidden. Hatta bence hem okuyun, hem okutun. :D

4 yorum:

  1. Hahahah Simoş ya :D Eğlenceli bir buddyreads oldu valla :D

    YanıtlaSil
  2. Geç gelen taraf derken ben mi size gidin hemen hop diye okuyun dedim😒😒😒

    YanıtlaSil